"Enter"a basıp içeriğe geçin

REALİZM (GERÇEKÇİLİK) AKIMI

Realizm (Gerçekçilik) Konu Anlatımı

 

Kelime kökeni olarak Fransızcadaki “realite” (gerçek) sözcüğüne dayanan realizm, 19. yüzyıl Fransa’sında başlayan ve 20. yüzyılın başlarına kadar devam eden gerçekçi sanat hareketinin adıdır. 18. yüzyıl romantizmine ve Avrupa’daki burjuvazinin yükselişine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Romantik sanat eserlerinin ve sanatçılarının çok egzotik olduğu ve gerçek dünyayla bağını yitirdiği düşüncesine dayanır. Edebî akım olarak insanı, doğayı, olayları ve hayatı olduğu gibi anlatma iddiasındadır.

Realizmin Kökeni

Edebi gerçekçiliğin kökleri, bu akımı benimseyen yazarların realizmi romanlarda ve gazetelerde seri biçimde kullandıkları Fransa’da yatmaktadır. En eski gerçekçi yazarlar arasında, yazılarını karmaşık karakterler ve toplum hakkında ayrıntılı gözlemlerle yoğuran Honoré de Balzac ve bugün bildiğimiz gerçekçi anlatımı kuran Gustave Flaubert bulunmaktadır.

Realizmin Doğuş Zemini

Realizm’in ortaya çıkışındaki ilk etken Avrupa’da yaşanan bilimsel atılımlar ve devrimlerdir. Aydınlanma çağının ardından gelen bilim ve sanayi devrimleri başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada ekonomik güç savaşlarını tetiklemiştir. Tüm bu bilimsel gelişmenin arkasında yatan pozitivist felsefe gerçeğe ancak gözlem ve deneyle ulaşılabileceğini öne sürmüştür. İşte realizm bu anlayışa dayandığı için gerçeğin ancak olanı olduğu gibi anlatmakla kavranabileceği görüşündedir.

Realizm, 19. yüzyılın ilk yarısında çeşitli entelektüel ve bilimsel gelişmeler tarafından desteklenmiştir. Yaşanan bilimsel gelişmeler ve bilimin kutsanması paralelinde pozitivizmin zeminini güçlendirmiştir. Deneyi ve gözlemi bilginin tek kaynağı olarak gören pozitivizm, realizmin felsefi temelini oluşturur. Bunlar arasında, sanatsal bir konu olarak sıradan insana vurgu yapan Almanya’daki romantik karşıtı hareket; Auguste Comte’un Pozitivist felsefesi, sosyolojinin toplumun bilimsel çalışması olarak öneminin vurgulandığı; güncel olayların doğru ve tarafsız bir şekilde kaydedilmesiyle profesyonel gazeteciliğin yükselişi; ve görsel görünümleri son derece hassas bir şekilde mekanik olarak yeniden üretme kabiliyeti ile fotoğrafın gelişimi gibi tüm bu hareketlenmeler, çağdaş yaşamı ve toplumu gerçekçi bir şekilde kaydetme ilgisini uyandırmıştır. Yani “realizm”i hazırlamıştır.

Realizm, bilinçli olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar estetik bir program olarak benimsenmemiştir. Gerçekte, gerçekçilik 1850 ile 1880 yılları arasında Fransız romanlarında ve resimlerinde büyük bir eğilim olarak görülür. Gerçekçilik teriminin ilk görünümlerinden biri, kelimenin bir doktrini tanımlamak için kullanıldığı 1826’da Mercure Français de Siècle’de olmuştur.

Realizmin romantizme bir tepki olarak geliştiği doğrudur. Fransız gerçekçileri, akademilerin, klasisizm ve romantizmin yapaylığına karşı çıkmışlardır. Orta ve alt sınıfların, sıra dışı, basit yaşamlarını, görünüşlerini, sorunlarını ve geleneklerini tasvir etmeye çalışmışlardır.

Realizm ve Roman

Hiç kuşku yok ki, realizmle beraber ortaya çıkan “dramatik roman” bugünkü modern romanın başlangıcı sayılır. Sırf bu sebeple bile realist romanın tarihi üzerine eğilmek gerekir.

Edebiyatta Honoré de Balzac, İnsanlık Komedisi’nde Fransız toplumunun tüm yelpazesinin ayrıntılı, ansiklopedik bir portresini yaratma girişimi göz önüne alındığında, gerçekçiliğin başlıca öncüsü sayılır. Ancak bilinçli bir edebi gerçekçilik programı 1850’lere kadar ortaya çıkmadı ve ardından ressam Courbet’in estetik duruşundan ilham aldı. Courbet’in resim tarzını popülerleştiren Fransız gazeteci Champfleury, ikincisinin teorilerini Le Réalisme’de (1857) edebiyata aktardı. Bu etkili eleştirel manifestoda Champfleury, bir romanın kahramanının istisnai bir figürden ziyade sıradan bir insan olması gerektiğini ileri sürdü. 1857’de ise Gustave Flaubert’in Madame Bovary romanı yayınlandı. Mutsuz ve zina eden orta sınıf bir eşin psikolojik durumunu inceleyen bu roman burjuva zihniyetinin nesnel portresi olarak, gerçekçiliğin ilk şaheseri ve Avrupa’da realizmi kuran çalışmaydı. Flaubert’in Duygusal Eğitim’i(1870), Louis-Philippe yönetiminde Fransa’nın geniş bir panoramasını sunmasıyla, başka bir temel gerçekçi çalışmaydı. Jules ve Edmond Goncourt kardeşler de önemli gerçekçi yazarlardı. Başyapıtları Germinie Lacerteux (1864) ve diğer çalışmalarında çeşitli sosyal ve mesleki çevreleri ele aldılar ve hem üst hem de alt sınıflar arasındaki sosyal ilişkileri açık bir şekilde anlattılar.

Realist ilkeler, 1860’lar ve 70’ler boyunca Avrupa edebiyatının ana akımı olmuştur. Realizmin tarafsızlık, nesnellik ve doğru gözlem üzerindeki vurgusu, sosyal çevre ve adetlere yönelik net ama ölçülü eleştirisi ve ahlaki yargılarının altında yatan insani anlayış, bu biçimin gelişiminin doruk noktasında modern roman dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İngiltere’de Charles Dickens, Anthony Trollope ve George Eliot, Rusya’da Ivan Turgenev, Leo Tolstoy ve Fyodor Dostoyevsky, Amerika Birleşik Devletleri’nde William Dean Howells ve Ernest Hemingway, Almanya’da Gottfried Keller ve erken dönem Thomas Mann romanlarında gerçekçi unsurlar içeriyordu. Edebi gerçekçiliğin önemli bir dalı, gerçekliğin daha sadık ve seçici olmayan bir temsilini hedefleyen 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında bir hareket olan naturalizmdi. Fransız romancı Émile Zola, naturalizmin önde gelen temsilcisiydi.

Realizmin İlkeleri ve Özellikleri

1- Realizm adından da anlaşılacağı üzere gerçekçilik peşindedir. Realist sanatçılar, felsefi olarak pozitivisttirler. Yani olayları mümkün olduğunca göründüğü gibi ortaya koyma hedefindedirler.

2- Romantizmin idealizmine, lirizmine ve duygusallığına karşı çıkarlar.

3- Realist sanatçılar eserlerini yazarken sıkı bir şekilde gözleme bağlıdırlar. Yani realizmde olanı -bazı teferruatlar ayıklandıktan sonra- olduğu gibi ortaya koymak amaçlanır.

4- Realizmde sanatın amacı, çağdaş sosyal insan ve toplum hayatının nesnel bir şekilde aktarılmasıdır.

5- Toplumun her kesimin ve katmanını ele almış olmalarına rağmen daha çok orta ve alt tabaka üzerine yoğunlaşmışlardır. Romanlarda daha çok belli bir tabaka ya da kültürel sınıfı temsil ettiği için “tip” kullanılmıştır. Realistler bu yönüyle klâsiklere benzerler.

6- Realizmde mekân tasviri önemlidir. Bunun sebebi gerçekliği sağlamak olduğu kadar mekânın insan ruhu üzerindeki etkisi olduğu düşüncesidir.

7- Realist sanatçı eserinde tarafsızdır. Olaylara müdahale etmez ve kendini gizler.

8- Realizmle beraber “Dramatik roman” ortaya çıkmıştır. Buna göre olaylar anlatıcının anlatmasına göre değil okuyucunun gözünde canlandırması üzerine kurulur. Yani olaylar dramatize edilerek anlatılır.

9- Realist roman, hikâye ve tiyatrolarda çok büyük ve nadir olaylar anlatılmaz. Bunun yerine günlük hayatta karşılaşılabilecek sıradan olaylar tercih edilir.

10- Realistler içinde yaşadıkları topluma ayna olmak isterler.

11- Realizmde sanatçının amacı gözlemlediği gerçeği estetik biçimde anlatmaktır. Bu “sanat için sanat anlamına” gelse de gerçekte realistler bu görüşe karşı çıkarlar. Hatta sonradan ortaya çıkacak olan toplumcu gerçekçiler, eserlerinde sanat kısmını tamamen ihmal etmekle suçlanmışlardır.

12- Realistler dil ve üslûba önem gösterirler. Gerçeği en estetik biçimde izah etme amacındadırlar.

13- Realizm çoğunlukla roman, hikâye ve tiyatro türlerinde görülmüştür.

14- 19. Yüzyıl ortalarında romantizm ve klasisizme tepki olarak Fransa’da ortaya çıkmıştır.

 

Realizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri

Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası)

Sami Paşazade Sezai (Sergüzeşt)

Nabizade Nazım (Karabibik)

Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban…)

Memduh Şevket Esendal (Ayaşlı ve Kiracıları)

Reşat Nuri Güntekin (Romanlarıyla)

Refik Halit Karay (Romanları ve hikâyeleriyle)

Sait Faik Abasıyanık (Roman ve hikâyeleriyle)

 

Realizm Akımının Dünya Edebiyatındaki Temsilcileri

Stendhal (1783-1842) Fransız roman, hikâye, seyahat ve anı yazarı.

Eserleri: En bilinen iki romanı Kırmızı ve Siyah ve Parma Manastırı’dır

Honore de Balzac(1799-1850) Fransız edebiyatının en tanınmış roman yazarlarından biridir.

Eserleri: İnsanlık Komedyası başlığı altında topladığı eserlerinden bazıları: Vadideki Zambak, Goriot Baba, Eugenie Grandet, Köylü İsyanı.

Flaubert (1821-1880) Realizmin kurucusu olarak kabul edilen Fransız yazar.

Eserleri: En bilinen eserleri Madam Bovary, Salambo, Duygusal Eğitim ve Üç Hikâye.

Alphonse Daudet (1840-1897) Fransız realist ve natüralist yazar.

Eserleri: Değirmenimden Mektuplar, Pazartesi Hikâyeleri (hikâye), Taraskonlu Tartaren, Jack, Sapho (roman).

Goncourt Kardeşler (Edmond de Concourt, 1822-1896/ Jules de Concourt, 1830-1870) Kardeş Fransız yazarlar.

Eserleri: Manette Salomon, Journal, Germine Lacerteux, Madame Gervaisais, Renee Mauperin.

Paul Bourget (1852-1935) Psikolojik romanlarıyla bilinen Fransız yazar.

Eserleri: Çağdaş Ruh Bilim Denemeleri, Yeni Çağdaş Ruh Bilim Denemeleri, bir Kadının Yalanları, Çömez, Mavi Düşes, Cosmopolis.

Prosper Merime( 1803-1870) Fransız hikâye ve roman yazarı.

Eserleri: Colomba, Carmen, Matteo Falcone(hikâye)

George Eliot (1819-1880) İngiliz yazar.

Eserleri: Silas Marner, Rahip Hayatından Sahneler.

Charles Dickens (1812-1870) İngiliz yazar.

Eserleri: Oliver Twist, Antika Dükkanı, Pickwick’in Kağıtları, David Copperfield, Büyük Ümitler.

Daniel Defoe (1659-1731) İngiliz yazar.

Eserleri: Robinson Crusoe, Roxano, Colonel Jacqu’dir

Ernest Hemingway (1899 – 1961) Amerikalı Nobel edebiyat ödüllü yazar.

Eserleri: Baharın Selleri, Güneş de Doğar, Silahlara Veda, Sahip Olmak ve Olmamak, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Nehrin Karşısında ve Ağaçların Arasında, Yaşlı Adam ve Deniz, Akıntıdaki Adalar (roman); Kilimanjaro Karları ve Diğer Hikayeler

John Steinbeck (1902-1966) Hikâye ve roman türlerinde eser veren Amerikalı yazar.

Eserleri: Altın Kupa, Fareler ve İnsanlar, Cennet Çayırları, Gazap Üzümleri, Sardalya Sokağı, Kenar Mahalle, İnci, Cennet Yolu eserlerinden öne çıkanlardır.

Marc Twain (1835-1910) Seyahat, roman, hikâye ve otobiyografi türlerinde eser veren Amerikalı yazar.

Eserleri: Tom Sawyer’in Maceraları, Mississipi’de Hayat, Huckleberry Finn’in Maceraları.

Lev  Nkolayeviç Tolstoy (1828-1910) Ünlü Rus yazar.

Eserleri: En önemli eserleri, Savaş ve Barış, Anne Karenina, İvan İlyiç’in Ölümü, Diriliş, Hacı Murat, Çocukluğum, İlk gençlik, Gençlik, Kroyçer Sonat’tır.

Fiodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1880) Dünya ve Rus romanının en büyük yazarlarındandır.

Eserleri: Suç ve Ceza, Karamazof Kardeşler, Ölü Bir Evden Hatıralar, Budala, Ecinniler, İnsancıklar, Kumarbaz romanlarından bazılarıdır.

Anton Çehov (1860-1904): Rus oyun ve öykü yazarı.

Eserleri: Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi, Düğün, Bir Evlenme Teklifi, Ayı, Kuğunun Şarkısı, Üç Kız Kardeş.

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809 -1852): Ukrayna asıllı Rus oyun ve roman yazarı.

Eserleri: Müfettiş, Palto, Ölü Canlar, Burun, Bir Delinin Hatıra Defteri, Portre, Eski Zaman Beyleri, Taras Bulba, Fayton, Kumarcılar, Dava, Evlenme, Petersburg Hikayeleri, Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları

Maksim Gorki (Aleksey Maksimoviç Peşkov/ 1868 -1936): Rus sosyalist gerçekçi yazar.

Eserleri: Foma, Ana, Çocukluğum, Halk Düşmanı, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim, Arkadaş, Küçük Burjuvalar

 

 

Kaynaklar

https://www.britannica.com/art/realism-art

İsmail Çetişli, Edebî Akımlar, Akçağ, 2010, 11. Baskı)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir