"Enter"a basıp içeriğe geçin

Romantizm (Coşumculuk) Akımı

Romantizm/Coşumculuk

Romantizm,   18 yüzyılın sonundan 19. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemi kapsayan neredeyse tüm Avrupa’da etki göstermiş bir edebi akımdır. “Romantizm”in kelime kökeni olarak “ romance” kelimesinden  geldiği iddia edilmektedir. “ Romance” kelimesi  Roma İmparatorluğu’nda  halkın konuştuğu Latincenin bozulmuş halidir.  Halkın ilgi duyduğu olağanüstü hikâyeler ve şövalyelik hikâyeleri bu dille anlatıldığı için daha sonradan bu tarz hikâyelerin anlatıldığı edebi türe verilen isim olmuştur. Romantizm  tüm Avrupa’da etki göstermiş fakat her yerde aynı değer ve niteliklere sahip olmamıştır.  Örneğin; Alman romantizmi Fransız romantizminden farklıdır.  Romantizm şiirden musikiye,  mimariden heykele, resimden romana ve tiyatroya kadar her sanat dalında kendini hissettirmiştir.

 

Romantizmin Doğuş Zemini

Romantizm, doğaya artan ilgi, duygu ve hayal gücünün bireysel ifadesine vurgu ile karakterize edilen, on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da ortaya çıkan sanatsal ve entelektüel bir harekettir. Romantizm, kısmen önceki çağın rasyonalizm ve deneyciliğine (Aydınlanma) bir tepki olarak on dokuzuncu yüzyılın başlarından ortalarına kadar gelişmiştir.

Romantizmin doğuşundaki en etkili sosyal hadise kuşkusuz Fransız İhtilali’dir. Fransız İhtilali beraberinde bir yığın sıkıntı, acı ve buhran getirmiştir. Klasisizm nasıl ki mutlak monarşinin bir eseri ise;  romantizm de eşitlik, demokrasi, özgürlük  isteklerinin bir ürünüdür.  ihtilal sonrası beklediği vaatlerin gerçekleşmediğini gören insanlar kötümserliğe, huzursuzluğa kapılmışlardır.  Geçmişe ve yarına olan inancını yitiren Avrupa insanının ruhsal durumu romantizmin besleneceği ana kaynak olan melankoliye ortam hazırlamıştır.

Romantizmin doğuşundaki başka bir etken Avrupa’da gelişen ve yayılan matbaacılıktır.  Gelişen matbaacılık ile beraber sanat ve edebiyat aristokrasi ve akademinin  tekelinden çıkmış; gelişen ve değişen yeni okuyucu kitlesinin zevk ve anlayışı edebiyata yön vermeye başlamıştır.

Romantizmin doğuşundaki en önemli etmenlerden biri de rasyonalizm çağına  yöneltilmiş eleştiridir.  Rasyonalizmin getirdiği aşırı kuralcılık, bilim ve aklın tartışılmaz üstünlüğü karşısında gerileyen birey hürriyeti romantizmin çıkış noktalarından biridir.  Edebiyat ve sanat çevrelerinde ise klasisizme olan tepki büyümüş;  klasisizmin katı akılcı tutumu,  sanatçının yaratıcılığını kısıtlayan  tavrı,  millilikten uzak yapay dili ve üslubu eleştirilerin odak noktasına yerleşmiştir.   Yukarıda sıraladığımız sebepler romantizmin bireyin iç dünyasına  eğilen, bireyin arzu ve isteklerini dile getiren,  doğaya yönelip iç zenginlik ve güzellikleri  ortaya çıkaran anlayışını güçlendirmiştir.

 

Romantizm / Coşumculuk

1- Sanat ve edebiyatta klasisizme tepki olarak doğan romantizm sanatçının özgür olmasını ister.  Sanat ve edebiyatta hiçbir kuralı kabul etmezler.  Edebiyatta türler ayrılığını reddederler.  Dram türü bu dönemde ortaya çıkmıştır  ve roman yine bu dönemde güçlenmiştir.

2- Romantikler sanatkârı ve insanı merkeze alırlar.  Romantiklere göre insan evrenin merkezidir.

3- Klasisizmin katı akılcılığına karşın  romantizm duyguları öne çıkarmıştır.  Bu sebeple çoğu eserde sanatçı ile toplumun bağı kaybolmuştur.

4- Romantizmde klâsisizmdeki  gibi evrensel insan tipi değil; yerli ve milli insan tipi ele alınmıştır.  Toplumun her kesiminden insanlar eserlere konu olmuştur.

5- Romantik sanatçıların dünyaya bakışı melânkolik ve karamsardır.  Bu melankoli ve karamsarlığın sebebi insanlığın sosyal, ahlâkî ve manevî değerleri kendi eliyle yıkması; yerine koymak istediği özgürlük ortamının ise kaos ve derin boşluktan başka bir şey getirmemesidir.

6- Romantizmde bireysellik esastır.  Romantik sanat gücünü ve kaynağını sanatçının kendi iç dünyası, duyguları, heyecanları ve yaratıcılığından alır.

7- Romantizm ile beraber edebiyatta lirik şiir, dram ve tarihi roman öne çıkmıştır.

8- Romantizm ile beraber sanatçının doğaya dönüşü başlamış  ve  doğa yeniden keşfedilmiştir.  Romantiklerin doğaya yönelmesinin asıl nedeni medeniyetin şehre getirdiği çirkinlikler karşısında doğanın eşsiz güzelliğine duyulan hayranlıktır.

9- Romantikler gerek şiirde gerekse romanda geniş bir şekilde tasvire yer vermişlerdir.

10- Eserlerinde sık sık metafizik konuları ele alan romantikler,  dine karşı belirgin bir ilgi duymuşlardır.

11- Özellikle roman türünde iyi-kötü çatışması belirgin olarak işlenmiştir.

12- Romantizmdeki aşırı bireysellik, sanatkâra büyük değer verme,  okuyucu ve toplumu önemsememe  gibi sebeplerle zaman zaman dil ve üslup aşırı sanatkârane ve keyfi olmuştur.

13- 18. yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmış ve bütün Avrupa’da etkili olmuştur.

14- Resim, müzik, edebiyat ve felsefe gibi alanlarda etkili olmuştur.

 

Romantizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri

Tanzimat edebiyatı sanatçılarının çoğu romantizm akımının etkisindedir.

Namık Kemal roman ve tiyatro türünde romantizm etkisinde eser vermiştir.

Ahmet Mithat Efendi çoğu romanında romantizm etkilerini taşır.

Recaizade Mahmut Ekrem her ne kadar realizmin öncüsü sayılsa da bazı şiirleriyle romantiktir.

Abdülhak Hamit Tarhan’ın tiyatro türündeki eserlerinde romantizm etkileri vardır.

 

Romantizm Akımının Dünya Edebiyatındaki Temsilcileri

J.J. Rousseau ( 1712-1778) Romantizmin kurucularından Fransız Filozof ve sanatkar.

Eserleri:  Toplum sözleşmesi, Emile,  İtiraflar,  Yalnız Gezenin Düşleri

Victor Hugo ( 1802-1885) Fransız şair tiyatro ve roman yazarı.

Eserleri:  Sefiller,  Notre Dame de Paris(roman),  Işık ve Gölgeler,  Yüzyılların Efsanesi, Akşam Şarkıları(şiir),  Kral Eğleniyor,  Hernani,  Ruy Blas(tiyatro).

Johann Wolfgang Goethe ( 1749- 1832) Alman şair ve yazar.

Eserleri:  Genç Werther’in Acıları,  William Meister’in Çıraklık Yılları,  William Meister’in Gezi Yılları(roman), Faust 1,2,  ,  Tasso(tiyatro), Roma Mersiyeleri(şiir) 

Friedrich Von Schiller(1759-1805) Alman şair, tiyatro ve tarih yazarı. Romantizmin en önemli tiyatro yazarlarındandır.

Eserleri: Haydutlar, Don Carlos, Maria Stuart, Hile ve Sevgi, Wilhelm Tell.

Alphonse De Lamartine (1790-1869) Fransız yazar ve şair.

Eserleri: Şairâne Düşünceler, Bir Meleğin Düşmesi, Şairâne ve Dinî Âhenkler(şiir); Graziella, Raphael, Genevieve(roman.

Aleksandre Dumas-Pere (1802-1870)Fransız yazar.

Eserleri: Üç Silahşörler ve Monte-Kristo Kontu adlı romanları vardır.

Alfrede de Musset (1810-1857) Fransız tiyatro yazarı ve şair.

Eserleri: İspanya ve İtalya Hikâyeleri, Geceler, Bir Zamâne Çocuğunun İtirafları.

François Marie Arouet (1694 -1778) Voltaire takma adıyla tanınan Fransız yazar ve filozof. Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.

Eserleri: Oedipe (1718), Zaire (1732), Letters Philosophiques Sur Les Anglais (1733), Le Mondain (1736), Zadig (1747), Candide (1759), Candide ve Micromegas, Dictionnaire Philosophique’dir.

Lord Byron ( 1788-1824) İngiliz şair.

Eserleri: En önemli eseri, Childe Harold’un Gezisi’dir. Kabil, Don Juan, Sardanapal, Şilyon Mahpusu, Gavur, Abidos Gelini başlıca tiyatro eserleridir.

François-Rene de Chateaubriand (1768-1848)Fransız roman, deneme ve seyahat yazarı.

Eserleri: Atala, Rene, Mezar Ötesinden Anılar, Paris’ten Filistin’e Yolculuk.

Aleksandr Puşkin (1799-1837) Rus şair, hikâyeci, romancı ve tiyatro yazarı.

Eserleri: Çingeneler, Bahçesaray Çeşmesi, Kafkas Esiri (şiir); Yüzbaşının Kızı, Dubrovski, Maça Kızı (roman)

Charles-Augustin Sainte-Beuve (1804-1869) Fransız şair, romancı ve münekkit.

Eserleri: Pazartesi Konuşmaları, Yeni Pazartesiler tenkit türünde önemli eserleridir.

Edgar Allan Poe (1809-1849) Amerikalı şair ve yazar.

Eserleri: İşitilmedik Hikâyeler, Helen’e, Marie Roget’in Esrârı, Altın Böcek, Kuzgun ve Başka Şiirler, Eureka, Şiir İlkesi.

Walter Scott ( 1771-1832) İskoç şair ve yazar.

Eserleri: Antikacı, Kara Şövalye, Waverley, İvanhoe

Örnek Metinler

 

Gece Şarkısı

Ah, o yattığın yumuşak yastıkta
Şöyle kulak ver bana rüyanda,
Başucunda çaldığım şarkıyla
Uyu rahatça, ne istersin daha?
Başucunda çaldığım şarkıyla
Gökteki yığın yığın yıldızlar
Ölümsüz duyguyu mutlulamada;
Uyu rahatça, ne istersin daha?
Ölümsüz duyguyu mutlulamada
Yeryüzündeki gürültülerden
Yüceltmede beni gökler katına;
Uyu rahatça, ne istersin daha?
Yeryüzündeki gürültülerden
Ayırırsın beni çok uzaklara
Bağlarsın beni o serinliğe
Uyu rahatça, ne istersin daha?
Bağlarsın beni o serinliğe
Şöyle kulak verip bana rüyanda,
Ah, o yattığın yumuşak yastıkta
Uyu rahatça, ne istersin daha?

 

Çeviri: Selâhattin BATU

Johann Wolfgang Von GOETHE

 

ANNABEL LEE

Senelerce, senelerce evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz ,
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni…

O çocuk, ben çocuk; memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil, karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırlardı bizi…

Bir gün, işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgârından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni.

Mezarı oradadır şimdi,
O deniz ülkesinde…

Biz daha bahtiyardık meleklerden,
Onlar kıskandı bizi.
Evet! Bu yüzden şahidimdir herkes

Ve  deniz ülkesi…

Bir gece bulutunun rüzgârından
Üşüdü gitti Annabel Lee…

Sevdadan yana kim olursa olsun,
Yaşça başca ileri ,
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee;
Ay gelip ışır, hayalin irişir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim, uzanır beklerim
Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni…

 

Çeviri : Melih Cevdet Anday [1915-2002]

Edgar Allan Poe [1809-1849]

 

Bu yazının tüm hakları edebiyatvedil.com sitesine aittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir